Uzun yolları aştım geldim. Gelirken yolda bazı arkadaşlar bana eşlik etti. Keklik çok yorgun düşmüştü dağlarda gezmekten, Tavuskuşu kanatlarını hayranlarına göstermek için her misafiri gelişinde kanatlarını açmış da açmış. Rengarenk etrafa güzel neşeler saçmış.
Peri kızı raks ederek bu güzel güne renk katmış. Simurg kanatlarını açmış coşmuş da coşmuş, bu güzel günde her şey renkli olmalıymış. Atlar kişnemiş, horozlar gün bitiyor acele edin diye ötmüşler.
Kaplumbağa’nın sırtında gezinen Japon çok da mutluymuş, bu gezegende herşeye tepeden bakmak da güzel demiş. Saka kuşları yemlerini yerken, oradan geçen Hüthütler sakince yollarına devam etmişler: rızıkları başka yerde imiş. Hindi, kümesinde kabara kabara tavukları kovalayarak endamıyla süzülerek gele dursun, Tavuklar yine yumurtlama derdinde imiş.
Avcı, dağlarda gezerken bir geyik yakalamış sırtında pek de mutlu... Yeşillikler içinden gelen Sülün etraftaki gülleri görünce neşeyle ötmeye başlamış. Hayat ağacının dallarına konan kırlangıç, kim bilir hangi haberleri getirmiş bize?
Nasreddin hoca kibrinden olsa gerek, yine ters binmiş eşeğine. Komik espriler yapıyor. Saatin yelkovanı akrebini kovalıyor. Zaman hızla ilerliyor.
Geriye dönüp bakmamak üzere yola koyulmuş atlılar, dağ tepe ilerliyorlar, varacakları yer ne uzak ne yakın onlar için... Sarı mor salkımların içinde Tukanlar koca burunlarıyla çok da ihtişamlılar. Altın kuş şarkılar söylüyor, balıklar suda yüzüyorlar. Dağların tepelerinden heybetiyle gelen Kartal, bütün kuşları ürkütüyor. Ne de heybetliymiş ya huu!
Güvercinler, serçeler sağa sola uçuşuyor. Kanarya niye hep öyle şakıyorsun? Hayat hep neşeyle geçer mi sanıyorsun? Neşenin yanında keder de var, varlığın yanında yokluk da var.
Hezarfen Çelebi kanatlarıyla Galata kulesi’nden uçarken kim bilir neleri geride bıraktı. Selvi’nin altına oturmuş dinlenen çocuk, çok uzaklara hayallere dalmış, gitmiş... Tarlada ki buğdaylar rüzgârın esmesiyle bir sağa bir sola savruluyor. Reyhanlar, güller varmış bahçede, gelincik rüzgâra dayanamazmış.
Hey!... Ayasofya’nın tepesinden inmeyen baykuş, imparatorluğun sönmeyen meşalesini mi hala taşıyorsun ağzında..
Kargalar ne diyor bu işe?
Kaptan Achab, karamsar ve gerçeküstü bir dünyan var senin. Dünyanın düzensizliklerine hakim olmak ve hayata bir anlam vermek, kötülükleri yenmek istiyorsun. Balinanın cisimleştirdiği kötülük kuvvetlerine karşı insanoğlunun giriştiği savaşa yenik düşeceksin ve Beyaz balinanın kurbanı olacaksın.
Beyazıt’ın Gökesi, ufukta ilerliyor, yeni keşifler peşinde...
Mimar Aysel Güleser Ekşi