Tarihte Ve Günümüzde Galatasaray

Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları üzerinde tarih boyunca hüküm süren Türk devletleri arasında siyasi ve dini ayrılıklara sürekli karşı koyan,ana dilleri örf ve adetleri yanında,onları birbirine bağlıyan en önemli faktör sanat faaliyetleri olmuştur.Mimari,plastik sanatlar,resim ve küçük...

Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları üzerinde tarih boyunca hüküm süren Türk devletleri arasında siyasi ve dini ayrılıklara sürekli karşı koyan,ana dilleri örf ve adetleri yanında,onları birbirine bağlıyan en önemli faktör sanat faaliyetleri olmuştur.Mimari,plastik sanatlar,resim ve küçük sanatlarda Orta Asyadan kaynaklarını almış İslam dünyasına     ve Ön Asya ya yayılmış bir medeniyetin mirasçısı olan Osmanlı Türkleri ,geçmişinden aldığı ilham ve güçle medeniyetlerini doruk noktasına ulaştırmışlardır.Türkler tarih boyunca bir yandan savaşmışlar bir yandan da sanatta ilerlemişlerdir. İstanbul ,Bursa ,Edirne ,Konya gibi büyük şehirlerde  bu eserlerin izine bolca rastlamaktayız. Galatasaray da bulunan ,zamanında    önce şifahane sonraları Fransızca olarak okutulan Galatasaray Lisesi ,bir zamanlar saray daha sonraları  yıne mektep olarak kullanılan Galatasaray Üniversitesi bunlardan birkaçı…

Galatasaray Lisesi'nin Evliya Çelebi'ye göre  hikayesi de şöyle: Sultan II. Beyazıd bir kış günü Galata sırtlarında avlanırken son derece bakımlı büyük bir bahçe içinde köhnemiş küçücük bir kulübe görür. Kulübenin sahibi Gül Baba ile tanışan padişah, onu bahçeye gösterdiği özenden dolayı ödüllendirmek ister ve Gül Baba'nın isteği üzerine bu bahçeye bir mektep ve bir darüllşifa (hastane) inşaa ettirir. II. Bayezıd burayı "Galata Sarayı Ocağı" adıyla kurarak Osmanlı Saray eğitiminin önemli bir parçasını oluşturur.

1820 yılına dek Osmanlı'nın en önemli kurumlarından biri olan Galata Sarayı Medresesi bu yıldan sonra Tıbbiye ve Askeri Kışla olarak kullanılır. 1 Eylül 1868'de sultan Abdülaziz 'in katıldığı bir törenle Mekteb-I Sultani adıyla kurum yeniden faaliyete geçti. Dönemin Paris Büyükelçisi Cemil Paşa ile Hariciye Nazırı Fuad Paşa 'nın çabalarıyla kurum Fransa'daki lise eğitimine denk ve aynı kalitede öğrenci yetiştirdi. Ve bu öğrencilerin arasında katolik, ortodoks ve musevi öğrenciler de vardı. 9 - 12 yaşlarında, öğretime başlayabilen bu öğrenciler dil durumlarına göre fransızca ya da türkçe hazırlık okumaktaydı.  Ayrıca Farsça, Arapça, İtalyanca, Latince, Rumca, Ermenice ve Almanca dersleri isteğe bağlı olarak seçmeli ders statüsüne getirilirken, piyano ve keman dersleri de verilirdi.

1924 yılında kurum, Galatasaray Lisesi adıyla ve Cumhuriyet devrimlerine uygun olarak eğitime başladı. Tenefüslerde Fransızca konuşma zorunluluğu kaldırıldı ve genel kültür dersleri Türkçe verilmeye başladı. 1965 yılında kız öğrenciler okula kabul edildi. Bir yıl sonra Mektebi Sultani, 1975'de ise kurum, Anadolu Lisesi konumuna getirildi.

Galatasaray üniversitesi(Feriye Sarayları nın) geçmişi;
 İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı 22 Ocak Salı akşamı çıkan yangınla neredeyse kül oldu.
1870'li yılların başlarında Sultan Abdulaziz tarafından mimar Sarkis Balyan'a yaptırılan Feriye Sarayları'nın 3 binasından birisi olan saray,Sultan Abdulmecit in genç yaşta ölümü üzerine eşleri ve çocuklarının saraydan uzaklaştırmak yerine tekrar sarayda kalmaları üzerine Sultan Abdülaziz Çırağan Sarayı ile Küçük Mecidiye Camisi arasında 3 binadan oluşan ikincil bir saray olarak yapılmıştır.İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı olarak anılan saray, uzun yıllar Galatasaray Lisesi'nin kız bölümü dersliği olarak kullanıldıktan sonra Galatasaray İlkokulu'na tahsis edildi. Bina günümüzdeki Galatasaray üniversitesi işlevini, 14 Nisan 1992 tarihinde, Cumhurbaşkanı Özal ile Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand'ın da katıldığı bir törenle imzalanan uluslararası anlaşmayla aldı. 1992'de üniversiteye devredilen ana bina, günümüzde sadece idari birimlerin bir kısmı ile Hukuk, İktisadi ve İdari Bilimler ve İletişim fakülte sekreterliklerini ve bu fakültelerde görevli öğretim üyelerinin kullanımında idi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2011 de aldığı karara göre; 12 Ağustos 2011 de,İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi tarafından onaylanan "Maliye Bakanlığı mülkiyetindeki milli emlak ve hazineye ait binaların turizme kazandırılmasını amaçlayan çalışma kapsamında sahil yolu ile Boğaz arasında kalan kısımlarda bulunan okul ve hizmet binaları gibi yapılar turizme açılması" yönünde karar alınmıştı.Plan içeriğinde;sahil şeridindeki taşınmaz kültür varlıklarının kontur gabarilerinin aynı kalmak şartıyla kamuya açık olarak kullanılmasını ve konut olarak değil de kafeterya,otel , olarak da kullanılabileceğini ifade ediyor.

"Uygulama da;  İmar Planında işlenmemiş korunması gerekli kültür varlıkları için; fonksiyon ve istikamet değişikliği gerektiren parseller dışında Kültür ve tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu kararı doğrultusunda,  Büyükşehir belediye Başkanlığınca onaylanan projeye göre uygulama yapılacaktır." hükmü eklenmiş olup "Evvelce mevcut olup da herhangi bir nedenle ortadan kalkmış olan ve imar    planlarında belirlenmemiş olan korunması gerekli kültür varlıklarına ait uygulamalarda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 48. maddesine göre plan değişikliği teklif edilecektir." hükmü kaldırılmıştır.

Ayrıca planın envanter olarak güncelliğini sağlamak amacıyla " Bu planın onayından önce münferiden yapılmış ve Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunca onaylanmış plan tadilatları bir yıl aralıklarla yapılan plan paftalarının güncellenmesi işi kapsamında bilgi amaçlı olarak Büyükşehir Belediye Başkanlığınca planlara işlenir." hükmü de eklenmiştir. Sahil şeridindeki binaların korunması Boğaziçi İmarın ve Büyükşehir Belediyesine bırakılmıştır.

Tarihe ışık tutan yanan  ,yıkılan, özellikleri yok edilmeye çalışılan tarihi yapılar   Milletimize mal olmuş eserlerdir. Kültür Bakanlığının denetiminde restorasyon ve restütisyon projeleri yapılmalıdır. Boğazda yüzlerce tarihi yalı ve tarihi eser bulunmaktadır,tarihe daha duyarlı ve saygılı olmak durumundayız. Tarihini bilmeyen bir toplum yok olmaya mahkumdur.